
Siyah Kuğu'nun yazarı ve zamanımızın önde gelen düşünürlerinden biri olan Nassim Nicolas Taleb, belirsiz bir dünyada nasıl başarıya ulaşılacağını açıklıyor. Siyah Kuğu'da dünyamızla ilgili hemen her şeyin temelinde olasılıksız ve öngörülemeyen olayların yattığını gösteren Taleb, Antikırılganlık'ta belirsizliği arzu edilir, hatta gerekli kılarak baş tacı ediyor ve her şeyin antikırılgan olacak şekilde yapılmasını öneriyor. Antikırılganlık, Siyah Kuğu dünyasında yaşamak için bir şablon sunuyor. Taleb'in bilgili, nükteli ve putkırıcı mesajı, devrim niteliğinde. Sadece antikırılgan olan işin üstesinden gelecek.

Deha ödüllü psikolog Angela Duckworth başarılı olmanın sırlarına dair yeni ve şaşırtıcı bulgular paylaşıyor. Yaptığı en son araştırmaların sonuçlarından yola çıkan Duckworth, yalnızca doğal yeteneklerine güvenmeyip "azim" denen özelliği uygulamaya dökerek harika işler başaran insanları örneklerle anlatıyor. Aynı zamanda herkesin daha azimli olmasını sağlamak için altı önemli etkene odaklanan bir azim formülü veriyor: ilgi, çaba, umut, sebat, amaç, tutku. İşte bu kitapta bulabileceklerinizden bazıları:
Dahi veya doğuştan yetenekli olmak mı, yoksa azimle gayret etmek mi başarıyı daha çok etkiler?
Toplum olarak bilinçaltımızda neden doğal yetenek yanlısıyız?
Başarılı olmak için ölesiye çalışmak mı gerekir?
Azmetmenin doğasına aykırı gibi görünse de neden gerektiği yerde pes edilmelidir?
Potansiyelimizi gerçekleştirmek için azimden nasıl faydalanabiliriz?
Spor, eğitim, sanat ve iş dünyası gibi çeşitli alanlarda birçok başarılı insanla röportaj yapan Duckworth, çok geniş bir kitleye hitap eden Azim kitabında, sırf deha ya da doğal yetenekle elde edilemeyecek büyüklükte başarılara ve mutluluğa ulaşmak için bilimsel verilere dayanan, etkisi kanıtlanmış bir yol sunuyor.

Machiavelli'den Hobbes'a, Freud'dan Pinker'a herkes şuna inanıyor: İnsanlar kötüdür!
Çoğu İnsan İyidir'deyse yeni bir argüman var: İnsanların iyi olduğunu varsaymak hem gerçekçi hem de devrimci bir eylemdir. Zira başkalarının kötü olduğunu düşündüğümüzde gerek siyasetin gerek ekonominin en kötü yanları ortaya çıkıyor, oysa insanların temelde iyi olduğunu varsaymak, bambaşka seçenekleri mümkün kılıyor.
İnsanlık tarihinin son 200.000 yılına yeni bir perspektiften bakan Bregman rekabetten ziyade iş birliğine yatkın olduğumuzu, birbirimize güvenme içgüdümüzün Homo sapiens'in ilk ortaya çıktığı zamanlara kadar uzandığını savunuyor. Bregman insanların cana yakınlığına ve özgeciliğine inanmanın farklı bir düşünce tarzının temelini atacağını, toplumumuzda hakiki bir değişikliğe yol açabileceğini gösteriyor; buna inanmanın da iyimserlik değil gerçekçilik olduğunu söylüyor.
The Guardian, The Daily Telegraph,New Statesman ve Daily Express'e göre Yılın kitabı
"İnsanlığı yepyeni bir perspektiften görmemi sağladı." Yuval Noah Harari

Amerika kutuplaşmanın ve acziyetin derinliklerine inerken sosyal psikolog Jonathan Haidt imkânsız gibi görünen bir şeyi başararak ahlak siyaset ve din hakkındaki geleneksel düşünceyi siyasî yelpazedeki herkese hitap edecek şekilde sorguluyor. Ahlak psikolojisi üzerine yirmi beş yıldır sürdürdüğü çığır açıcı araştırmalarına dayanarak ahlaki yargıların nasıl akıldan değil de içgüdüsel duygulardan kaynaklandığını gösteriyor. Haidt liberallerin muhafazakârların ve liberteryenlerin doğru ve yanlış konusunda neden bu kadar farklı sezgilere sahip olduklarını açıklıyor ve herkesin temel kaygılarının çoğunda aslında neden haklı olduğunu gösteriyor.
Haidt bu incelikli ama kolay anlaşılır kitapta bize insan işbirliğinin mucizesini ve aynı zamanda ebedi bölünmelerimizin ve çatışmalarımızın lanetini anlamanın anahtarını veriyor. Öfkenizi anlayışla takas etmeye hazırsanız Doğru Akıl'ı okuyun.

"İletişim kurulamaz insanlarla iletişim kurmak için faydalı bir rehber. yalın bir dille yazılmış, zengin örneklerle dolu ve kolay anlaşılır." Publishers Weekly
Hepimiz hayatımızda aptallarla, yani ne yaparsak yapalım, ne söylersek söyleyelim anlamakta zorlandığımız sinir bozucu insanlarla karşı karşıyayız. Fakat bu 'aptallar' aslında sadece bizden farklı düşünen ve farklı iletişim kurma tarzı olan insanlardır. Bu kitap, dört davranış profili kullanarak kişiler arası iletişimin mayın tarlasını basite indirgiyor.
Kırmızı: Cesur ve atılgan olan Kırmızılar iddialı hedefleriyle doğuştan liderdir. Sarı: Tam bir sosyal kelebek olan Sarılar yaratıcı ve iyimserdir. Yeşil: Grubun en özverilisi Yeşiller esnek, arkadaş canlısı ve sadıktır. Mavi: Keskin zekalarıyla Maviler analitik düşünür ve detaylara önem verir.
Geri bildirim oluşturmaktan etkili bir e-posta yazmaya kadar her renkle nasıl iletişim kurulacağına dair ipuçları sayesinde bu basit sistem hayatınızdaki insanlara bakış açınızı değiştirecek.

Ellen Galinsky'nin kendi çalışmalarıyla ve onlarca yıldan beri çocuk gelişimi ve sinirbilimleri alanlarındaki en seçkin araştırmacılarla yüzlerce kez konuşarak kariyerini adadığı "temel yaşam becerileri" vardır. Güzel olan şu ki, tüm ebeveynlerin bugün ve gelecekte çocuklarında bu becerileri geliştirmek adına yapabilecekleri basit günlük şeyler bulunur. Karşılığında para ödemeniz gerekmez ve başlamak için asla geç değildir.
Gelişen Zihin'de, Ellen Galinsky araştırmasını çocukların en çok ihtiyaç duyduğu yedi kritik alanda gruplamıştır: (1) odaklanma ve öz denetim; (2) bakış açısı alma; (3) iletişim; (4) bağlantılar kurma; (5) eleştirel düşünme; (6) zorlukların üstesinden gelme; (7) öz yönelimli katılımlı öğrenme. Bu becerilerin her biri için Galinsky, ebeveynlere araştırmaların neyi kanıtladığını gösterir ve onların, çocuklarında bu becerileri güçlendirmeleri için bugün başlayabilecekleri çok sayıda somut uygulama sunar. Bunlar çocukların yeni edindikleri beceriler değildir; bu becerilerin geliştirilmesi gerekir. Bunlar, çocuklara hedeflerine odaklanma yeteneği kazandıran, böylece daha kolay öğrenebilecekleri ve öğrendiklerini aktarabilecekleri becerilerdir. Çocukları modern yaşamın baskılarına hazırlayan, şimdi ve yıllarca kullanacakları becerilerdir.

Kariyerinde başarılı olmak konusunda “tutkunuzun peşinden gidin” gibi geleneksel öğretilerin önemli ölçüde kusurlu olduğunu ve “sevdiğiniz şeyi yapın” gibi klişe sloganların, pek çok kişinin kariyer karmaşası yaşamasına neden olduğunu savunan Cal Newport, manifesto niteliğindeki ezber bozan kitabında anlamlı ve ilgi çekici bir iş hayatı için oldukça gerçekçi bir yol haritası çiziyor.
İyi bir iş beklemeden önce bir alanda iyi olunması gerektiğine inanan Newport, insanların yaptıkları şeyi sevmeye nasıl başladıkları gerçeğini keşfetme arayışına giriyor. Güçlü
bir kariyer inşa ederken kullandıkları stratejileri ve kaçındıkları tuzakları öğrenebilmek adına risk sermayedarlarının, senaristlerin, yıldız bilgisayar programcılarının ve alanında en iyi profesörlerin dünyasına dalıyor.
Gelecek vaat eden sanatçılara tavsiyesi sorulduğunda,
“O kadar iyi ol ki seni görmezden gelemesinler,” diyen komedyen Steve Martin’in cümlesinden ismini alan bu eser, eylemini görmezden gelinemeyecek kadar iyi bir amaca dönüştürmeye kararlı olanlara ve mevcut işlerinden bıkmış, sermayesini çalışma hayatında doğru niteliklere yatırmaya hevesli herkese akıllıca bir plan sunuyor.

İster yeni bir ürün geliştirirken olsun, ister temel bir beceri edinirken ya da sadece kritik bir karar alırken, karakutu düşünme modelini uygulayanlar hatalarıyla yüzleşmekten korkmuyorlar. Aslında karakutu düşünme modelini uygulayanlar hataları, öğrenmenin en iyi yolu olarak görüyorlar. Hatalarını reddetmekten, başkalarını suçlamaktan ya da sorundan kaçmaktansa bu kurumlar ve bireyler başarı için gelecekteki stratejilerinin bir parçası olarak hataları sorguya çekiyorlar.
Kaçımız başarısızlıkla bu kadar sağlıklı bir ilişkimizin olduğunu söyleyebiliriz?
Hatalardan ders almak kulağa biraz klişe gelebilir ama bu kitap insanoğlunun en güçlü öğrenme metodunun ardındaki müthiş hikayeyi anlatıyor ve dünyanın en yenilikçi organizasyonlarının kuşandığı teknik cephanesini ortaya koyuyor. Aynı zamanda da hepimize hatalardan ders almayı başaramamanın tehlikelerini gösteriyor. Sağlık sektöründe her yıl binlerce hasta, karakutu düşünme modeli uygulanmadığı için önlenebilir tıbbi hatalar yüzünden hayatını kaybediyor.
Sürükleyici vaka çalışmalarından, özel görüşmelerden ve pratik fikirlerden faydalanan ödüllü gazeteci ve yazar Matthew Syed bize başarısızlığı nasıl başarıya dönüştüreceğimizi ve karakutu düşünme modelini nasıl en iyi şekilde uygulayacağımızı öğretiyor.

Ünlü sosyal bilimci profesör ve çok satan Akıldışı Ama Öngörülebilir kitabının yazarı Dan Ariely bu kez yanlış bilgi krizinin insani yönüne dair ufuk açıcı bir keşif olan Yanlış İnanışlar ile karşımızda... Yazar günümüzün bu acil ve ilgi çekici konusunu işlediği kitabında normalde rasyonel olan insanları son derece irrasyonel inançlar benimsemeye iten şeyin ne olduğunu inceliyor.
"Belki de hepimiz için en yararlı ve umut verici başlangıç noktası anlayış ve empatidir. Evet karşılaştığımız yanlış bilgilerin içeriği komikten tuhafa gülünçten saldırgana ve hatta tehlikeliye kadar değişebilir. Ancak insanları bu içeriklerle ilgilenmeye iten şeyde kendimizden bir şeyler bulabiliriz.
Yanlış bilgi sorununu bizden farklı siyasi görüşe sahip insanlara yüklemek ve bizimle aynı siyasi görüşü paylaşan kişileri büyük bir titizlikle gerçeklere inanan kişiler olarak görmek kolaydır. Ancak bu son derece yanlıştır. Yanlış inanış sadece sağın ya da solun sorunu değildir; bu insanla ilgili bir sorundur."